RSS

ALLAH’IN DİLEMESİYLE SUYUN FELAKETE DÖNÜŞMESİ



Su, Allah’ın insanlar ve tüm canlılık için rahmetidir. Onsuz canlılık mümkün değildir. Ancak Allah’ın rahmeti olan su , yine Allah’ın dilemesiyle canlılar için bir felakete dönüşebilir.Allah insanlara azabı her yönden gönderebilir.Ancak daha önce de belirttiğimiz gibi,tüm bu olaylarda bir hikmet vardır.Bu belalar aslında insan için bir fırsattır.

Dünya üzerinde hiçbir şey Allah'tan bağımsız değildir. ".. Allah, emrinde galib olandır, ancak insanların çoğu bilmezler"(Yusuf Suresi, 21) ayetiyle de bildirildiği gibi,  Allah'ın takdirini hiçbir güç engelleyemez.


http://www.harunyahya.org/guncel/images/kuresel_isinma_02.jpg


Fakat ayette de bildirildiği gibi insanların çoğu bu gerçeği düşünmez, gaflet içinde yaşarlar.  Etraflarında olup biten afetleri kendilerinden oldukça uzak görürler. Bir gün bunların kendi başlarına da gelebileceğini akıllarına bile getirmezler. Meydana gelen afetleri duyduklarında kısa bir an için etkilenebilirler ama bir süre sonra tamamen unuturlar. Yaşadıkları olaylar sonucunda Allah’ı hatırlayan ama sıkıntı sona erdiğinde unutan insanlar için azap bitmemiştir:


O ülkeler halkı, geceleri uyurken, onlara zorlu azabımızın gelmeyeceğinden güvende miydiler? Ya da o ülkeler halkı, kuşluk vakti eğlenceye dalmışken, onlara zorlu-azabımızın gelmeyeceğinden güvende miydiler? (Veya) Onlar, Allah'ın tuzağından güvende mi idiler? Allah'ın bir tuzak kurmasından, hüsrana uğrayan bir topluluktan başkası (akılsızca) güvende olmaz. (Araf Suresi, 97-99)


Nuh kavmi de dünya üzerinde var olan her şeyin sahibinin Yüce Allah olduğunu, Allah dilemedikten sonra kimsenin kendilerine bir zarar veya fayda sağlamaya güç yetiremeyeceğini kavramamış bir topluluktu. Ve bu zulmeden kavim,büyük bir tufanla helak edilmişti.İnsan, Allah dilemedikçe, karşılaştığı hiçbir beladan sakınmaya güç yetiremez. Gücün tümü Allah’a aittir ve O, herşeye güç yetirendir.Tufanı anlatan ayetlerden birinde , göklerin ve yerin O’nun emriyle hareket ettiği çok açık açıklanmıştır;


Denildi ki: 'Ey yer, suyunu yut ve ey gök, sen de tut.' Su çekildi, iş bitiriliverdi, (gemi de) Cudi üstünde durdu ve zalimler topluluğuna da: 'Uzak olsunlar' denildi. (Hud Suresi, 44)


Sebe kavmi de, herşeyin Allah'a ait olduğunu unutmuş ve Allah korkusundan uzaklaşmıştı. Sahip olduklarını kendilerinden bilen, acizliklerini kabullenmeyen diğer kavimler gibi Sebe kavmi de yok edilmiştir. Kimse mülkün sahibi değildir, mülkün tek sahibi, Allah’tır. Ve sahip olunan herşey insanlara imtihan amacıyla verilmiştir. Tüm bu kavimlerin başlarına gelen belaların bizlere Kuran’la bildiriliyor olmasının da hikmeti vardır. Allah, bu kıssalarda düşünebilenler için ibretler olduğunu buyurmaktadır. Allah’ı unutan topluluklar için sığınılacak hiçbir yer yoktur:


Andolsun, Sebe' (halkı)nın oturduğu yerlerde de bir ayet vardır. (Evleri) Sağdan ve soldan iki bahçeliydi. (Onlara demiştik ki:) "Rabbinizin rızkından yiyin ve O'na şükredin. Güzel bir şehir ve bağışlayan bir Rabb(iniz var)." Ancak onlar yüz çevirdiler, böylece biz de onlara Arim selini gönderdik. Ve onların iki bahçesini, buruk yemişli, acı ılgınlı ve içinde az bir şey de sedir ağacı olan iki bahçeye dönüştürdük. Böylelikle nankörlük etmeleri dolayısıyla onları cezalandırdık. Biz (nimete) nankörlük edenden başkasını cezalandırır mıyız? (Sebe Suresi, 15-17)


Allah'ın sınırsız aklı, sonsuz gücü ve bilgisinin yanında, aciz bir varlık olan insanın elde ettiği başarıları kendinden bilmesi büyük bir gaflet olur. Aciz olan insanın yapması gereken, dünyanın en üstün yeteneklerine sahip, en zeki insanı da olsa, asla bunlarla büyüklenmemesidir. Eğer sahip olduğu tüm bu nimetlere rağmen aczinin farkında olarak hareket eder ve verilen nimetleri de Allah yolunda kullanırsa, Allah’ın rızası,rahmeti ve cennetini kazanabilir.


“Kim Rabbinin makamından korkar ve nefsi heva (istek ve tutkular)dan sakındırırsa, artık şüphesiz cennet, (onun için) bir barınma yeridir.” (Naziat Suresi, 40-41)



http://img291.imageshack.us/img291/1743/yymo3.jpg      

      
Kuran’da kıssası anlatılan Firavun da acizliğini kabullenmeyip, ilahlık iddiasında bulunmuştur.Halbuki Firavun'un sahip olduğu bütün mülk ve zenginlik, askeri güç Allah'a aitti.Ancak halk bu gerçeği kavrayamadığı ve Allah'ı da hakkıyla takdir edemediği için Firavun'un zahiri gücüne aldanmıştır. Allah Firavun'u suda boğarak istediği anda elinden tüm gücünü alabileceğini de göstermiştir. www.hzmusa.com   Büyüklük taslamışlar, sırt çevirmişler ve inkar etmişler, bunların sonucunda da, ne uygarlıkları, ne de  askeri güçleri onları helak olmaktan kurtaramamıştır:


Bunun üzerine Musa'ya: "Asanla denize vur" diye vahyettik. Deniz hemencecik yarılıverdi de her parçası kocaman bir dağ gibi oldu. Ötekileri de buraya yaklaştırdık. Musa'yı ve onunla birlikte olanların hepsini kurtarmış olduk. Sonra ötekileri suda boğduk. Şüphesiz, bunda bir ayet vardır. Ama onların çoğu iman etmiş değildirler. Ve hiç şüphesiz, senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir. (Şuara Suresi, 63-68)